14 Haziran 2016 Salı

Bu Yazının Başlığı Zihnimde Bir Yerlerde Kayboldu

Bu yazı üniversitedeki ilk yılımın ardından ülkedeki eğitim sistemi üzerine yazılmıştır.


Sistemin Temeli

  Eğitim-öğretim kurumları, çalışanları; bu kurumdan hizmet alanlar ve veli veya vasileri; bu kurumlara hizmet sağlayan firmalar ve bu kurumların “patronları”. Kısaca, 12 yıllık zorunlu eğitim-öğretim sürecinde öğrencinin doğrudan veya dolaylı olarak bu amaçla ilişki kurduğu insanların oluşturduğu sistem. O kadar alışılagelmiş ki bir sistem olarak anılıyor; ancak o kadar sorunlu ki herkes bu sistemden şikâyetçi. Öncelikle bu sistemi kendi bakış açımdan somuta dökeceğim ki iyice anlaşılsın görüşlerim.

Bakın yaptıkları iş şuna benziyor:
-10 çocuğu okul gezisine götürüyoruz; ama birini gezi sırasında kaybediyoruz.
-Çocuğun ardından kızgınız, öfkeliyiz; ama bu duyguları da kaybolan çocuğu veya diğer çocukları çok sevdiğimiz için değil hatamızı kabul edemediğimiz için yaşıyoruz.
-Kalan çocuklarla geziye devam ediyoruz. Gezilecek yerler zaten belli(müfredat), haricinde bir yerle veya gökyüzü ile(sanat, kültür, bilim veya herhangi bir hobi) ilgilenmek için vakit yok. Belli yerlerin de önceden belirlenmiş özelliklerini(ders içeriği) peşi sıra anlatıyoruz.
-Kalan çocukların beşi altısı söylediklerimizi tekrar ederse bunu başarı olarak algılıyor ve göğsümüzü kabartıyoruz.

Sonuç: Eğitilen çocuk sayısı: 0. Kaybedilen çocuk sayısı: 10.

Üniversitede Ne Değişmekte?

BU BAŞLIKTA ÜNİVERSİTEDE YER ALAN OLUMSUZ FAKTÖRLER EĞİK YAZIYLA YAZILMIŞTIR.
    Açıkçası üniversite, temel öğretim ile aynı sorunları yaşamakta. Dünyaya ayak uydurmak için kurallar biraz esnetilmiş olsa da yönetici zihniyet, öğrenci ve ders işleme biçimleri büyük oranda aynı. Biraz hayal dünyasından çıkabilmiş arkadaşlarım bana katılacaklardır. Aşağıda anlatacaklarım ülkemizin en önemli üniversiteleri için geçerlidir. 10-15 üniversite harici bu imkânlar -geriye 180 üniversite kalıyor- yoklar.

Geniş çimlikler, herkesin kendine uygun bir öğrenci kulübü veya aktivite bulabilme, sizin kuşağınızdan insanlar, kılık-kıyafet başta olmak üzere daha serbest sınırlara sahip bir öğrenci disiplini…

Peki, ne yok? Öğrenciyi düşünmek, kaliteli eğitim, bilimsel düşünce, kültür, sanat…
Sene 2016’da hala evrim teorisine “Maymundan mı geliyorsun sen şimdi?” düşüncesiyle(!) bakan, “Peki o zaman neden teori?” gibi salakça, küstahça, çağdışı bir soruyla bu teoriyi çürütebileceğini sanan öğrencilerin olduğu bir ortama geliyorsunuz. Lütfen, beklentinizi yüksek tutmayın.

Yine de sizin için son dönemlerde çıkmış makaleleri, duyuruları yayınlayan astronomi ve biyoloji toplulukları; kültür gezileri düzenleyen, sanattan kopmamanızı sağlayan sanat ve mimari toplulukları; tiyatrodan ve şiirden bihaber olmamanız için uğraşan tiyatro ve edebiyat toplulukları var.

Bu toplulukların da hepsinde işler layıkıyla yürümez tabii ki. Mevzu insan sorunu sonuçta. Çoğu zaman üniversitenizdeki güce tapan yönetici kadrosu, kimi zaman da bizzat arkadaşlarınızın kendileri hevesinizi kıracak, emeğinizi heba edecek. Bu eğer azimli bir insansınız size daha güçlü kalkmak için bir isteklendirme kaynağı olsa da çoğu kişi bu aşamada pes eder. Yine de kulüpler ve aktiviteler konusunda neredeyse hiç kimse aradığını bulmakta pek zorluk çekmeyecektir.


Peki, Hukuk Fakültesi Bu İşin Neresinde?

Ülkede ne yazık ki eğitim-öğretim gibi adalet, sağlık, güvenlik gibi doğrudan sosyal devletin sorumlu olduğu her konu çoğunlukla yanlış idare edilen birer sorundur.

Ülkede yargı da -hele ki son dönemlerde- bitap düşmüştür. Bunu eğer hukuk fakültesine giderseniz neredeyse her öğretim görevlisinden ve arkadaşınızdan duyacaksınız. Hatta ve hatta devleti ve dolayısıyla yargıyı son 14 senedir başkası yönetiyormuş gibi iktidar yanlısı hocalar da bu sorunun varlığını kabul etmektedirler. İşin garibi eğer iyi birer fakültedeyseniz, iktidar yanlısı bu hocalarınız aynı zamanda iktidarın yargı konusunda akıl verenleri arasında birincidirler.

Böyle bir ortamda, zaten ilgi/bilgi/yetenek testinden ziyade disiplinli çalışmayı ölçen bir sınav sonucunda fakültede eğitim görmeye hak kazanmış öğrenciler de düzelemeyeceklerdir. Kusura bakmasın kimse; ancak şekli bozuk bir kapta pişen ekmeğin de şekli bozuk olacaktır. Para için burada olanlar tabii ki anlaşılabilir. Sonuçta burada bir meslek kazanmaya çalışıyoruz. Para, statü, rahatlık tabii ki sizin için önemli olabilirler. Yine de sormak isterim: Arkadaşlar; onurunuzu, şerefinizi, aklınızı, mantığınızı, edebinizi ve vatanınızı daha fakülteye adım atarken satmaktan hiç mi rahatsızlık duymadınız? Sizin vicdanınızı hangi ilkokulun sıra dayağında “adam” ettiler. Öyle ya, memleketimizin efendilik anlayışı da susmak, pusmak, yüzlerine gülmek ve ses çıkarmamak.

Bu arada sisteme isyan edenler genelde eğitim hayatı başarısız geçmiş kişiler olurlar. Bu yüzden toplum da sistemde bir hata olduğunu kabul etmek yerine tutunamayanlara, “tutunamadınız” der. Gerçekten harika, değil mi?


Son Söz

    Arkadaşlar, belli başlı sıkıntılar var. Bunlara geçen 18-20 yıl içinde bir nebze tahammül edebildiğinizi düşünüyorum. Hangi üniversitede hangi bölümü okuyor olursanız olun, toplumun büyük bir kesiminin cahil ve aptal olduğu gibi aynı oranda sizin sınıfınızdaki arkadaşlarınız da cahil ve aptal olacaklardır. 120 soruda 120 doğru yapmak sizi iyi birisi yapmaz. Saygın birisi de yapmaz. Belki lisedeki sınıf arkadaşlarınızdan birkaç kuruş daha fazla kazanabilir veya biraz daha çabuk iş bulabilirsiniz. Hepsi bu. Yeri ve göğü yaratmışçasına, 5 sene sonra alacağınız üç kuruşluk maaş ile dünyanın sahibi olacakmışçasına gerim gerim gerinmeyin. Beni geriyorsunuz.

İyi insanlar olmaya çalışın. İnsan namusu ve şerefi için yaşar. Bu namus da iki bacağınızın arasında değil, mazlumların ahındadır.

Herkes dünyayı değiştirmek istiyor; ancak kimse kendisini değiştirmek istemiyor.Tolstoy

EK OKUMA:
İnsanların var olan sistemi değiştirmek yerine onu korumaya dair davranışlar sergilemeleri üzerine:
http://www.psikososyalhizmet.com/6//change.pdf


Finlandiya eğitimde nasıl birinci oldu?:
http://www.baskabirokulmumkun.net/mutlu-ogretim-mutlu-ogrenim-finlandiyanin-basarisinin-13-sirri/

Al Jazeera Türk'ün yaptığı eğitim haberi: http://aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/kutuplasma-egitimi-de-etkiliyor


Son Not: Yazıya çok güzel bir başlık düşünmüştüm; ancak o kadar erteledim ki bu yazıyı yazmayı, başlığı unutmuşum. Bu yüzden başlık olarak bunu uygun gördüm. Özeleştirimdir: Ya not al ya da erteleme.